Okullar yarıyıl tatiline gireli her fırsatta çocukları alıp ormana götürülür,dün de dünden önceki gün de aynen böyle yaptık Allah nasip ederse bugün de öyle yapmak istiyorum..Onlarla olabildiğince doğaya yakın toprağa yakın yeşile yakın vakit geçirmek bir yandan atılan negatif enerjinin yerine bol oksijen depolamalarını sağlamak hele ki son günlerde gün boyunca hakim olan güneşten d vitamini alımını hesaba katmıyorum bile,böyle böyle unutmayacakları anlar biriktirmelerini hedefliyorum,kır evi hayalimin bir türlü solup yok olmayışı da biraz bundan kaynaklı sanırım.Biraz kahvaltılık bir termos evde ne varsa çayı ile birlikte bu günlük kaçışlar bana da çok çok iyi geliyor..

BIR KIR EVI İSTIYORUM yazımı buraya bırakıyorum belki okumak isteyenler olabilir.


Ben küçükken köyümde geçirdiğim zamanı asla istesem de unutamıyorum çünkü,unutmayı da istemiyorum zaten,dilerim ki çocuklarımın da buna benzer anıları olur çünkü dünya günden güne daha yapay daha sahte oluyor..

Bu duyguları çocuklarımın da yaşamasını çok istiyorum,elimden geldiğince onlarla doğada vakit geçirmek için çaba tam da bu yüzden.












Köyün birinde gece olmuştu,sokakları eski ve yokuşlu havada odun kokusu vardı.Karanlığın serdiği sakin perdenin altında minik camlardan sarı ışıklar sızıyordu.Bahçelerde alelacele yığılmış odun yığınları arada bir havlayan köpeklerin sesleri dışında her hangi bir ses yoktu.

Başımı göğe kaldırdım,gökyüzü zifiri karanlık ve yıldızlarla doluydu.Sayısını yalnızca Allah'ın bildiği milyonlarca belki de trilyonlarca yıldıza bakakaldım.

Öylece durup boynumun ağrısını hissedene kadar gökyüzüne baktım.Burnuma tüten bacaların odun kokusu gelmeye devam ediyordu,meşe ağacının kokusu çam ağacının kokusu kalbimde bir güven hissi yarattı..etrafta kimsecikler yoktu,henüz vakit erken olmasına rağmen köy halkı evine çekilmiş sokaklarda sadece hafif rüzgarın dolaştırdığı duman dolaşıyordu..

Gece simsiyah bir örtü gibi duruyordu başımın üstünde,sessizlik tozlu sandıklardan çıkmış cam bir şişeden sızan sihirli bir iksir gibiydi,avuçlarımın içine alıp öylece içime çekmek çekmek çekmek istiyordum,o gece küçük bir köyün tam ortasında ben vardım gece vardı yıldızlar vardı artık gövdesi olmayıp gövdeler ısıtan ağaçların eseri vardı ve insan olmak insan hissetmek işte bu kadar ulaşılır bu kadar kıymetli benzersiz ve...kolaydı.


Biz zorladıkça biz daha çok istedikçe hayatımız karmaşık hale geliyor,zorluk istemiyoruz herşeyin bir tuşla gözümüzün önünde gerçekleşmesini istiyoruz istemesine de bu kolaylıkların götürdüğü bir rahatlık ve özgürlük barındırır içinde,her zaman.Çocuklarımın bunu fark edip aradaki farkları görebilmelerini istediğim için doğadan kopmamaya çalışıyorum.

Mesela tuşsuz telefon kullanmak acaip zevkli ama parmakların motorik işlevselliği günden güne azalıyor,tuşlu telefon kullanırken hangi tuşta hangi harflerin olduğunu biliyorduk şimdi bunu bilen var mı?

Kombili doğalgazlı evler harikadır,konforu benzersizdir evet ama akşam olunca herkes bir yerlere kayboluyor minicik ekran dünyasına dalış yapıyor ta ki halsiz kalıp gözler iflas edene kadar,elbette sobalı evler zahmetli evlerin bir kısmı soğuk bir kısmı sıcak ama vucüt bu dengeli sıcağa karşı dirençsiz kalıp alışıyor ve nihayetinde yavaş yavaş bozulmaya başlıyor..devir böyledir tercihler böyledir ona da tamam ama birazcık rahatlıktan ödün verip azıcık zorluğun getirdiği müthiş rahatlama lüksünü de tatmak gerekmez mi?

En azından,arada bir..