Sevdiğin Birinin Kendi Ellerinle Mezarını Kazmak


O kadar halsizim ki şu an..

Kalbim ağrıyor.

Üşüyorum.

Hırkalar montlar battaniyeler örtün üstüme..o kadar üşüyorum ki.

Neden üşüyorum ki..neden durmuyor gözyaşım..

İlkbahar günü,öyle bir ilkbahar günü ki dünya ilkbaharlarından sanki en güzeli..ve ben böyle bir günde o küçücük canlının bedenini,ıslak toprağa verdim..taşlıydı zor kazdım üstelik zaten mecalim yoktu..

Ne zormmuş sevdiğine mezar kazmak.

Ne kadar ağır bir şey.

Sevdiğinin mezarını kazmak..



Gözlerin gitti..

Sesin gitti..sarılmaların gitti..

Kapatamadım gözlerini..hep açık kaldılar.

Minik bir köyün minik bir köprünün dibine kazdım mezarını..her yer de can alıcı şekilde güzeldi.

Ölüm ve güzellik bir arada olabilir mi..bu toprak bunca güzel papatyalar gelinciklere ev sahipliği yaparken en sevdiklerimizi de nasıl alabiliyor..

Gücüm o kadar azaldı ki eve zor ulaşabildim..ağzımdan lokma geçmiyor çocukları ben beni de onlar avutmaya çalışıyor..sonra bi yerlere gittiler ben yalnız kaldım..

Köprünün altında gölet gibi bir yer vardı etrafı hafif tepecikli..papatya ve gelinciklerin arasında kurbağalar ve ikindi vakti şölen gibi kuş ötüşleri eşliğinde sana son kez dokundum,mezarına yerleştirdim..

Daha dün,miyavlayıp yanına çağırır gibi kafesin içinde bana doğru zar zor bi kaç adım attın,kapısını açtım elimi uzattım,başını parmaklarımın ucuna yaklaştırdın,sonra avucumun içine koydun..

''Elinden gelen herşeyi yaptın'' der gibiydin..

''Anlıyorum'' der gibiydin..

Sekiz gündür ağzından su bile geçmedi..

Gititkçe ağırlaşan nefes alışverişlerin sonun habercisiydi..işe gitmeden evvel veterineri arayarak artık daha fazla bu işkenceyi sürdürmenin son tedavinin de hiç bir etkisi olmadığının,aşırı derecede halsiz düştüğünü söyleyerek ötünazi için bu akşama randevu aldım..

Sevdiğin için ölüm kararı almak..

Ah...

Arada bi sesin geliyordu,yanıan gittiğimde gözlerime bakıp ''Üzülme..' der gibi bakıyordu..

Üzülmüyorum ki..kahroluyorum..

Üzülmüyorum,,ruhum bedenimden çok uzak bir odaya girip orada aüır ağır nefes almaya çalışıyor sanki..

Bitap halde yatışı..

Kendimde olmak düzgün bir şekilde işimi yapmak çok zordu,büyük kızım olmasaydı yapamazdım..

Benliğimden kopmuş ruhum asla eve dönmek istemiyordu..

Saat 18:30 olsun istemiyordu..

Onu kendi ellerimle veterinere teslim etmek istemiyordum..

Allah'tan diledim..

''Ne olur onun canını evimizde al''..

''Ne olur kendi ellerimle onu veterinere götürtme''..


Ben dıaşrıdayken telefon geldi..

Kafesten çıkmak sitemiş,küçük kızım onu çıkartıp balkon kapısının önüne güneşe koymuş..

Mavi minderinin üzerinde yüzü dışarıya doğru bir şekilde..ve bir çığlık..

Çocuğu korkutacak kadar acı bir ığlığın ardından son nefesini de vermiş..

Eve geldiğimde büyük kızım kapıda karşıladı 

Dudakları kelimesiz ve sessiz ''Öldü''.. dedi..

Yavrum..

Güzel yavrum..

Öylece yatıyordu,patilerinin pembeliği beyazlamaya başlamıştı bile,avuçlarımın içine aldım patilerini gözlerini kapatmaya çalıştım ama sonuç alamadım,kapanmadı o güzel gözleri..


Üçümüz de sarılarak ağlamaya başladık..

Üç yaralı kuş gibiydik..


Sayan'ı kutuya koydum..

Çiçekçiden geçerek üç adet sümbül bir adet de adını bilmediğim bir çiçek bir de iki değişik ucu olan küçük bir çapa aldım..

Çapa..


Saat altı gibi eve dönüş yolunda,bedenimde canlılık dizlerimde kuvvet kalmamıştı,arabayı kullanmak bile o kadar zor geliyordu ki..ben değildim sanki direksiyonda olan..

Her yer pırıl pırıldı,gözlerimse ıslak yaşları dinmiyordu..

Seni dünya ilkbaharlarının en güzel ilkbaharında çok güzel bir günde toprağa verdim..ve hala üşüyorum.

Deli gibi üşüyorum.

İçimi bi parçacık soğutan şey,evinde yatağında güneşin ve seni sevenlerin sıcaklığı altında son nefesini vermiş oluşun..

Canım Sayan..

Canım yavrum,

Sen çok sevildin..




Yorum Gönder

0 Yorumlar