İnsan donanımlı ve şerefli bir mahluk olarak yaratıldı.Her koşulda ayakta kalabilir her duruma alışabilir her zorluğun üstesinden gelebilir..

Ve madem ki dış dünyadaki güzelliklerimizi gitgide elimizden almak için çaba sarf ediliyor bu durumda en azından şimdilik biraz kendimize biraz özümüze biraz kalbimize dönmeyi denememiz gerek..

Öyle büyük adımlara yüce kararlara da gerek yok aslında..küçücük şeyler bazen hiç de sanıldığı gibi küçüçük değildir..her küçük şeyin içinde manalar hikmetler güzellikler ve rahmet vardır.Buna bütün kalbimle inanıyorum..
Evvela nelere sahip olduğumuzun farkına varmamız lazım.
Diğer insanların yaşantısına duyulan özenti beğeniyi şöyle bor kenara koyalım.
Sahip olduğumuz seylerle neler yapilabilir bir düşünelim.
Huzuru mutluluğu kimse bize gümüş tepside sunmayacak çünkü,boz bozi mutlu eden huzur veren şeyleri bulmamız gerek..

Evimin arkasında küçük bir bahçem var..yıllar yılı ihmal ettiğim.



Bahçem ayrık otlarla doluydu,kokar ağaçların gövdesi gitgide kalınlaşıyor olmasına rağmen ilgimi çekmiyordu.



Ama gel gör ki önemsemediğim o bahçe bu günlerde benim için o bahçe tam bir nefes alma kapısı oldu.Bir çok şeyi yeniden uygulamanın tadını tekrar keşfetmeme sebep oldu..Elbette yıllarca ihmal edildiği için ve mevsim de yavaş yavaş kışa döndüğü için bahçede yapılacak aktivitelerin sayısı az buna rağmen her mevsimin güzelliği ve ekilebilecek bir baharatı bir bitkisi veya meyvesi var çok şükür..

Kızlarıma biri kara erik diğeri armut olmak üzere iki adet ağaç aldım..bahçeye çıkıp ağaçların yerini seçtikten sonra çok ciddi,büyük ve ileriye yönelik kıymetli bir yatırım yaptığımızı ifade eden konuşmalar eşliğinde ağaçlarını diktiler...

Bu küçücük eylem bile her birimizi çokça mutlu ve tatmin etmeye yetti..ileriye yönelik bir beklentimiz bir umudumuz vardı artık,arka bahçemizde üstelik..

Yıllar yılı haftasonları çocukların eğlenmesi için bir çok aktiviteler bulmak için paraladım kendimi..Parklara gezilere kısa tatillere gidildi..çoğu da belirli bir masraf ile yapıldı tabii ki..
Şimdi,virüs sebebiyle tekrar kapanan okulların ardından bunların hiç birini yapmaya hem imkanımız hem de iznimiz yok..

Yunanistana döndüğümüzden bu yana haftasonları kızlarım şehrin biraz dışında bulunan kırsal bir bölgede konumlanmış bir köyde yaşayan babannelerine gitmek için can atar oldu..



















-Babannede ne yapacaksınız?..diye sorduğumda çocuklarımın bana verdiği cevaplar oldukça şaşırtıcı oluyor.

-Babannede soğan ayıklıyoruz ayıkladıklarımızdan iyi olanlari tekrar ekiyoruz,ağaçları buduyoruz,toprağı kazıyoruz çamur yapıyoruz tarhana ufalıyoruz mangal yapıyoruz ateş yakıyoruz kuru otları temizliyoruz,çiçekleri suluyoruz uzun yürüyüşler yapıyoruz bisiklet sürüyoruz..

Bütün bu aktiviteleri şehirde yapmak biraz zor olsa da saksılarda bile güzel şeyler yapılabilir diye düşünüyorum,biraz toprağı olanlara ise naçizane hemen toprakla haşir neşir olma yönünde..
Şimdilerde bilgiler topluyorum,hangi ay neler ekiliyor bilmek istiyorum,sabahları toprağa dokunmak için sebepler buluyorum,hava soğuk olsa bile bahçeye çıkıyorum öyle ki kahve içmek kadar elzem bir şey oldu artık bu durum benim için.
Evet toprağı daima seviyordum bir çok kez de yazılarımda bunu dile getirdim,şimdi biliyorum ki ömrümün sonuna dek toprağı anlamayacağım,toprak her zaman yeni bir şeyle çıkacak karşıma ve bu beni heyecanlandırıyor..
Dünya toprağın içinde aslında,biraz daha çaplı düşünürsek..
Toprağın bana kattıklarını ifade edemediğimi biliyorum,bizlere öğreteceği sınırsız sayıda güzellikleri henüz keşfedilmeyen bir çok özellikleri olduğunu da biliyorum,özellikle de çocuklarımın öğrendiklerini gördükçe bu derslerin hiç bir okulda hiç bir eğitimin vermeyeceğini anlıyorum.
Ve utanıyorum.
Çok utanıyorum çok mahçup hissediyorum kendimi..başka şeylere saçma sapan bir önem verdiğim için utanıyorum,bu gereksiz şeylere para harcadım diye utanıyorum.
Bu yaşıma gelmiş toprağı çok az tanımış çok az vakit ayırmış olduğum için utanıyorum..
Utanıyorum,böyle bir nimetin içinde olup fark etmediğim şükretmediğim için..




...devam edebilir