Delilik bazen aşırı bilmek midir yoksa delilik bazen görüneni inkar edenlerin yüzüne vurmak mıdır veya delilik kendi kurduğun dünyaya hayale kurguya tutkuyla bağlı kalmak mıdır?
Nikolay Gogol'un Bir Delinin Hatıra Defteri kitabını okuyalı biraz zaman oldu olmasına ama gel gör ki ben o kitaba takıldım biraz.


Kitap incecik bir şey zaten bir öyküden oluşuyor okuyucuyu da alıp götürüyor açıkçası bu kitap neden kısa bu öykü neden böyle çabuk bitti ki şimdi demeden edemedim.
Evet Nikolay Gogol:Bir Delinin Hatıra Defteri olay örgüsünü öyle canlı ve çarpıcı bir şekilde okuyucuya sunmuş ki tadı damakta kalacak türden bir kitap olmuş.
Bazen güldüm bazen düşündüm bazen de sorguladım bu kitabı okurken..
Deli diye tabir edilen insanın kafasındakileri okuyunca bize çılgın gelen düşünceleri ne denli savunduğunu görmek belki de bir çoğumuzun aklından geçen ama itiraf edemediğimiz bir soruyu sormama sebep oldu;
-Acaba ben de insanların gözünde deli gibi göründüğüm olmuş mudur?
Kısa bir sürede okunabilen ama etkisi altında da kalınması kolay bir kitap güçlü ve etkili bir kalem yer yer gülümseten yer yer de gülüşü acılaştıran bir öykü..

Giderayak bir kaç tane de altı çizili satır:

-Eğer kendi varlığımı sevmezsem, yaşamaya nasıl devam ederim ki?

-Çarpık bir buruna değil, sakat ve sahte bir ruha gülelim.

-Kadından güzelliği alın, kendisine sevgi değilse de saygı duyulmasını sağlayabilmek için kadının erkekten yirmi kat daha fazla akıllı olması gerektir.

-Cahil insanlara yüksek meselelerden söz edilmez..

“Her horozun kendi İspanya’sı vardır ve her birinin İspanya’sı tüyleri altındadır.”

:)

Tavsiye ederim..