Bloğumda yer alan yayınların bir çok kez yılın hangi döneminde nelerin yaşandığının bir tutanağı gibi olduğu için bu yayını da Miladi Takvim dahilinde olmasını istiyorum.Sene bu gün son buluyor yarın yeni bir yıla adım atmış olacağız ve bu yayın geçen seneye ait olacak.
Geçen seneye ait olmaması için de hızlıca bloguma eklemek istiyorum,taslaklarım hazır yayınalr ile dolu ama yarıyıl tatili sebebiyle fırsat bulup da yayına alamıyorum,bıraktığınız yorumları cevaplamakta bile sıkıntı çekiyorum.Yayınlıyorum ama,yorumuma ne oldu deyip merakta kalmanızı istemiyorum çünkü.
Bana gönül koymayın gözünüzü sevdiğim dostlarım..


Doğada yürütttüm yine kızlarımı geçen hafta,orman nerdeyse tamamen kahverengine bürünmüştü.Hava da öyle soğuktu ki üşürler diye kaygılandım üşüdüler de,salya sümük ayakkabılarda bolca çamur ile eve döndük yine de güzeldi tabii.
Bolca kuru yaprak topladık,kuş tüyleri palamutlar.
Palamutların nasıl filizlenip toprağa tutunmak için hazırlandığını gözlemledik.



İşte böyle kırmızı taze bir filiz boy gösteriyor ardından toprağa daha da yaklaşıp tutunuyor heralde..


Muazzam güzellikte bir yaprak bulduk kurumuştu ama nemli olduğu için yumuşacıktı.



Bu mantarlar her yıl gidip ziyaret ettiğim ve her seferinde gövdesinde çeşit çeşit mantarlar barındıran ölü bir ağacın üzerindeydi.


Bunlar da kesilmiş bir ağacın gövdesinde meydana çıkan bakteri gibi bir şey olsa gerek,bunları ilk kez gördüm.



Mantarları çoooooook çok seviyorum..burdaki türü daha evvel görmemiştim
Tek başınaydı üstelik :(



Küçücük bir kasabada yaşıyoruz,ormanımız küçük aslında ama buna da şükür,doğada olmak beni öyle mutlu ediyor ki özellikle de sisli günlerde mantarların coştuğu yaprakların yumuşacık olduğu zamanlarda dolaşmaktan çok keyif alıyorum.
Bunu çocuklarıma da aşılamak istiyorum bu yüzden kar bile olsa soğuk bile olsa onları dışarıya çıkartıp ormanda yürütmeye gayret ediyorum..