Mahallemizin çok iyi çok efendi bir bakkalı vardı.Eşi ve çocuklarını da tanımıştık zaman içerisinde.
Emekliliğe ayrılmadan evvel bakkalı Afdanistanlı bir aileye satmış kısa bir süre de onların yanında durup ardından Türkiye'ye kesin dönüş yapmıştı.

Bakkalın yeni sahibi Türkçe konuşmuyordu evet ama oldukça samimiydiler yine de sanki bir şeyler ters gidiyordu.
Zamanla bakkala gitmek gelmiyordu içimden çünkü artık bakkal eskisi gibi değildi.
Bir bakımsızlık aldı başını gitti.Ürünlerin çoğu tedarik edilmemeye başladı.Rafların düzensizliği,iç mekanın temizliği eskisi gibi değildi.

Bakkala girer girmez sizi ayakta karşılayan biri yoktu eskiden olduğu gibi ama bu insanlar da oldukça iyiydi.Bakkala genelde kadın bakardı ve ne zaman bakkala girsem elinde telefonla konuşmalar yapardı.

Raftaki mallar azaldıkça kasanın önüne spor ayakkabılar sıralanmaya başladı.Onlar da satışa çıkarılmıştı.
Dışarıdaki meyve ve sebze reyonu içler acısıydı.Çoğu zaman su bulunmuyordu.

Gel zaman git zaman bakkal yine el değiştirdi.
Afganistanlı aile bu işi yürütemedi belli ki ama gelişmeler iyi yöndeydi.Bakkalın yeni sahibi Türktü çünkü.

Efendi ve genç bir adamdı,aynı mahallede kaldığını öğrendik daha sonra.
Daha sonra raflar yine ürünlerle dolmaya başladı,meyve ve sebze reyonu düzgün ve muhteşem görünüyordu.
Tabelayı da koydular bir süre sonra.
İstanbul Markt.
Bu güzeldi.

Bakkalımıza tekrar kavuştuk sonunda.Saygılı bir adambizi karşılar oldu,iki çift kelâm edip sizi güzel temenniler ile karşılayan ve yolcu eden birinin olması güzel bir şeydi.Bakkala arasıra bakkalın karısı da bakar oldu.
En son gidişimde ise oranın tam bir Türk bakkalı olduğunu anladım çünkü artık bakkalımızda televizyon bile mevcuttu televizyonda da Esor Erol vardı.