Simyacı Oldum Galiba Ben



Simyacı oldum galiba ben…

Yanarak, bozarak, yeniden karıştırarak.İpe sapa gelen gelmeyen ne varsa, her birini kullanarak, gözlemleyerek değerlendirerek.

“Şurada acı çekilmeli” dediğim yerde acımı çektim ve bir diğer level’a geçtim.
“Şurada cesaret gerek, şu eşikten atlamak gerek;
şurada kendini kınamak, şurada yermek,
şurada ödüllendirmek, şurada kendine sarılmak…”

Gereken her durakta bunları yaptım kendime.

Ne çok uğraştım kendimle…
Büyük çalışmalar oldu içimde; yıllarca bitmeyen inşaatlar…
Usta da amele de aynı kişiydi daima: ben.


Bir yerden sonra suçladığın şeyleri suçlamanın bir anlamı kalmıyor çünkü.

Ne çocukluk dönemini ne anneni ne babanı ne de yetiştiğin çevreni.

İş başa düşüyor yani anlıyor musun ve tam da o noktada üzerinden seni acındıran kurban rolüne sokan her faktörü ayrıştırıp kahramanlık pelerinini omuzlarına geçirmelisin..

Senin senden sorumlu ve senin senden ibaret olacağın o muazzam eşikten bahsediyorum..

Bu kolay değil zor evet,evet,kabul..

Ama kelebek de böyle kelebek oluyor işte..acımıyor mu canı sanıyorsun kozadan çıkana dek,hafifçe yaralanıyor kanıyor ama pes etmiyor,çıkıyor da en sonunda o kozadan.

Kozadan çıkmadan kanat açıp uçabilir mi?

İnsan da böyle işte ben de böyle işte;

Bazı günler inşaata uzaktan baktım,
bazı günler etrafında dolandım,
bazı günler kazma kürek salladım, tozu dumana kattım…
Atladım; sağıma soluma bakmadım.
“Bu iş ya olacak ya olacak,” diyerek işe koyuldum ve yaptım.

Çalıştım, çalıştım…
Hem bu yılın hem bu yolun sonuna geldim.
Devamında ne var, bilmiyorum.

Şimdilerde;

Sabahlar hâlâ rengârenk ve buğulu; soğuk ama etkileyici.
Kahveler hâlâ vazgeçilmezim, sigaram yoksa geriliyorum gibi…

Kendime küçük hediyeler alıyorum,her zaman.
Huzur içinde uyuyalım istiyorum

Evimden hiçbir şey eksik olmasın;
faturalarım ödensin,
dostlarım var olsun,
blogum çok yaşasın,
merakım artsın, büyüsün, genişlesin istiyorum,hep…

Ulaşılır emeller, ulaşılır hayaller…


Ve aşk..


Aşk hâlâ bir gizem, bir muamma;
onu da Rabbim halletsin.

Noktala ve mühürle.
İmza, kaşe, mühür…
Bas,üçünü de!


Çok büyük bir kitaptı 2025…
Sıfırlansın sayfalar, beyazlasın.
Arşiv olsun geçmiş;
limon suyu damlacıkları damlasın tek tek üzerine, şifalansın…

Eskiden, daha eskiden korkuyordum değişimlerden.
Kim korkmaz ki bilinmeyenden?
Ama şimdilerde hayır; yok korkum.
Hep yanımda Rabbim.

Büyüdükçe acımıyor,
anladıkça hafifliyor.
Uzaktan baktıkça gülümsetiyor bazen hayat…





Ve inan bana:
Her şey geçiyor.

Kimse vazgeçilmez değil çünkü;
hiçbir hâl sonsuza dek sürmez,
sürdürmek istemezsen eğer…

Değişim güzeldir, sağlıklıdır, gereklidir bazen.

Şunu da asla ama asla unutma:

Korkutan daima şeytandır,geride tutan gözlerini örten ama Allah'ın vaatleri nettir,güvenlidir..

Gelişmeni,ilerlemeni,en yüksek potansiyeline mutlaka ulaşmanı ister,.

İnanman gereken tek şey bu.

O potansiyele ulaşman için sana her tür ekipmanı önceden ve sonradan ve her zaman vermiş ve vermeye devam edecektir çünki..

Ona güven olur mu ;)



En samimi sevgilerimle…

Daima.



Yorum Gönder

0 Yorumlar