Ruh Eşi Var Mıdır?

 



Ruh Eşi…?

Kimbilir… Meçhul gibi görünüyor; duygular ve sezgiler gibi, yani.

Duygular görünmez, sezgiler elle tutulmaz… ama ordalar. İçimizden geçip hem zihnimizi hem bedenimizi bazen tamamen ele geçirir, durdurur ya da harekete geçirir.

Ruh eşi kavramını son zamanlarda sıkça duyar oldum. Araştırmalar, makaleler, köşe yazıları ve hatta bilimsel, biyolojik açıklama yapma gereği duyanlar bile var; çoğunu dinledim. Onların fikirlerini merak ettim.

Fikirlerinden ziyade, bu kavramı çok sevmesem de bilimsel açıdan nasıl ele alındığını, nereye konumlandırıldığını veya gerçekten var olup olmadığını anlamaya çalıştım.

Burası biraz karışık görünebilir; ama söylediklerimden karışık görünmesine rağmen eminim.

Bence ruh eşi kavramı yoktur. Bunu, çok eskilerin yaşantı ve eserlerinden gözlemleyerek söylüyorum.

Ruh eşi yoktur… ama birbirine hazırlanmış, birbiri için yetiştirilmiş ruhlar vardır. Çünkü ruhlar, grup hâlindedir. Yani ruh eşi yoktur; ama ruhumuzun ait olduğu bir grup vardır ve bu grubun başka mensupları da bulunur.

Yaşamımız boyunca bu gruptan biriyle karşılaştığımızda, “ruh eşi” kavramının gerçekliğini sorgulatacak hisler içine gireriz.

Bu kişi bir erkek olabilir, bir kadın olabilir; yaşlı biri ya da bir çocuk da… Aynı frekansta olan insanlar karşılaştığında, garip, farklı ve evet, özel bir şeyin içindeymiş gibi hissederler. İşte bu yüzdendir.

Elbette bu benim kişisel izlenim ve çıkarımım.

Geriye dönüp baktığımda, ruhuma dokunan birkaç kişinin gerçekten de benim için (hayatımda olmasalar bile) çok özel bir yeri olduğunu fark ettim.

Bunlar, rasgele bir kalabalık ortamında göz göze geldiğim kişiler olabilir; ya da kısa bir sosyal karşılaşmada tanıştığım biri… Ama hep olmuştur. Çekim ve etkilenme hissi, kişinin yanından ayrıldıktan sonra daha güçlü hissediliyordu mesela.

Bu kimdi, neden karşıma çıktı? Neden böylesine samimi, böylesine “ev” gibi hissettirdi? Neden yabancılık çekmedim?.. diye sorgulatıp sonra kendini unutturur ama izini asla silmeyen kişilerdi onlar.

Ruhun tam olarak ne olduğunu, ruh hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuzu hemen hemen herkes bilir. Kimisi ağırlığını ölçmeye çalıştı, kimisi yapısını ya da hangi maddeden oluştuğunu anlamaya çalıştı; ama sonuçlar her zaman yetersiz kaldı, tatmin etmedi. Etmeyecek de bence. Ancak insan, ruhuna benzeyeni mutlaka tanır.

Görünenin ötesinde bir alem var ve bu alemde yaşayanlar birbirlerini tanır, yakınlaşır; elbette uzaklaşabilir de.

Ruh eşi kavramından bağımsız olarak, özellikle bir kadın ve bir erkek arasında yaşanan güçlü içsel çekim ve yakınlık; yaşam çizgeleri boyunca kendilerini geliştirmiş, bir başına olduklarında varlıklarını ifade etmeyi öğrenmiş bireylerin hissettiği bir durumdur.

Hayatları benzer, yaşanmışlıkları benzer, alınan dersler benzer… Genellikle bir geçmişleri vardır ve bu geçmiş, birbirlerini kelimelerle fazla ifade etmeden anlamalarına, hızlıca uyumlanmalarına, ihtiyaçlarını sezgisel olarak görmelerine ve karşılamalarına olanak tanır. Böylece mucizevi bir ahenk ortaya çıkar. Buna biz “Ruh Eşi” diyoruz.

Kısaca, ruh eşi kavramı fikrimce yoktur; ama ruhumuza uygun, sınavlardan geçmiş, birçok yönü törpülenmiş ve iki yapboz parçası gibi birbirine uyumlu insanlar vardır. Bu özel bir durumdur; çünkü her parça, yapbozu tamamlayarak bütünü oluşturur.

Ruhlarımız, büyük bir alemin veya büyük bir resmin küçük bir bölümünü kapsar. Bizimle en çok uyumlanan, bize hitap eden ve bizimle birlikte bir şey üretmemize ya da daha büyük bir amacı gerçekleştirmemize yardımcı olacak parçamız olabilir… ancak bu da belirli bir bağlamda, belirli bir anlamda geçerlidir.

Çünkü dediğim gibi, ruhlar bir yapbozun parçası gibidir. Tanıdık gelip karşımıza bir daha çıkmayanlar, kaybolanlar değildir; onlar, aynı resmi oluşturmak için yapbozun başka bir yerine oturtulması gereken, yine aynı oluşumun bir parçasından ibarettir.

Yabancı değil, ama çok yakın da değil… Fakat ordalar. 

Mevcut ve bir amaca hizmet etmekle mükellef vaziyette görevlerini yerine getirmekteler.

Yani ruh eşi yoktur ama ruhumuz ile aynı malzemeden yaratılmış bize en yakın olabilecek ruh parçamız vardır..ve ona rastladığımız anda birbirimize kenetlenerek bir bütünün devamlılığına vesile olarak tamamlanmış hissederiz..

Bildiklerim bunlardan ibaret..şimdilik.






Yorum Gönder

0 Yorumlar