Günlerdir hayattan kopmuş gibi yaşıyorum.Bloguma uğrayıp biraz kafamı dağıtmaya çalışıyorum.Yemek yapmak bile gelmiyor içimden çoğu kez,bazense ne zaman akşam ne zaman akşam olduğunu anlayamıyorum.Bir çok şey de anlamını yitirmiş gibi.
Renkler solar duygular önplana çıkıp insanı hakimiyeti altına alır ya işte öyle bir hal..

Gurbette yaşayan insan uzaktayken en çok sevdiklerini ve en çok kaybetme olasılığı olanları düşünür.
Yaşlılarını veya onun için çok kıymetli olanları düşünür.Bunların değeri mesaf kadar artar,çoğalır.

Bazen telefon çalar sabahın erken saatlerinde.
Sevinemez insan.
Bazen kötü bir habere hazırlar kendini,karşı koyamaz.
Uzakta olmak bir çok şeyi görmemek bilmemek demektir.
Uzakta olanların hayatından eksik olmak demektir.Ve ummadığın bir anda muhtemelen sabahın çok erken veya gecenin çok geç saatlerinde o telefon çalar.
Umduğun kişidir telefonun diğer ucundaki ve sana beklediğin ama duymayı hiç istemediğin bir haberi vermektedir.

Böyle bir hazırlık içindeyim.
Dünyadan kopmuş vaziyetteyim.
Elimdekileri önümdekileri göremeyecek kadar içime bakmaktayım son günlerde.
Hatıralar saldırıyor dört bir yandan.
Sayfalarca cümleler ile doluyor beynim.
Boğazım düğümleniyor.
Elimden bir şey de gelmiyor.
Mesafe de cabası.

Hazırlık içindeyim,hayatımın ve bu otudokuz yılımın içine damlayan içimde yer eden anıların büyük bir parçasını kaybetmeye hazırlanıyorum günlerdir.
Büyük bir kararın açıklanmasını beklemek gibi bir duygu bu.

Bir kokuyu kaybetmek için beklemek.
Bir sıcaklığı kaybetmek için beklemek.
Bazen bunun bir an evvel olmasını dilemek sonra pişmanlık dolu bir kalp ile bu isteğinden aceleyle vazgeçmek.
En sevdiğin birinin ölümü için dua etmek.
Seher vakti,hayat vakti.
Sen yaşarken ve sen hala bu dünyadayken onun dünyadan ayrılışı için dua etmek.

Duyguların ahirete göç edip etmediğini merak etmek.
Göç etmeleri için de dua etmek.
Sonra yanaklarının ıslandığını burnun tıkandığına  bir daha şahit olmak.
Nefes alamamak.
Silinmek için peçete bulamamak.
Gözyaşlarını silmeye gerek duymamak.
Peçete aramaktan vazgeçmek.
Tevekkül etmek sonra.

Sonra,yine beklemek.

Beklemek..

O telefonun çalmasını.

Sabahın erken veya gecenin hiç ummadığın bir saatinde.

Hayatının bir parçası gitti demelerini duymak için kendini hazırlamak.

Günlerce.

Unutamadan,ihmal edemeden.