Yiyorum içiyorum ama gözüm hep o tarafta,ne kadar da farklı bir görüntüsü vardı diğer yapılara kıyasla ve bir koku bir maneviyat havası uzaklığa rağmen hissedilebiliyordu..
Neydi burası?


Kubbeli silüeti nedense bana Topkapı Sarayını hatırlattı..bu yapı ile ilgili kısa bir araştırmak yapmak için cep telefonumu çıkartıp Google'a baktım ve karşılaştıklarım inanılmaz bilgilerle doluydu..
Ege'nin denizinde bir deniz kenti olan Kavala'nın en gözde yerinde tıpkı Topkapı Sarayı gibi dingin sıcak ve huzurlu bir şekilde alçak tepenin eteklerinde konumlandırılmış bütün pencereleri denize bakacak şekilde tasarlanmıştı..

Orada bir şeyler var orada bir şeyler olmalı ve bu şeyler bizim olmalı en azından bizden olmalıydı,hissediyordum ve çekiciliği daha da çok ilgimi cezbetti..
Yakınlaştırabildiğim kadar yakınlaştırdım objektifimi..bu Osmanlıydı..bu ilim merkeziydi,bu tahsil yuvasıydı..bu bir tarihin önümde duran yaprağı silinmeyen ayakta duran haliydi..

Hüzünle sevinç karıştı birbirine..

Onlarca yıl geriye çevirdi beni,verilen yemek siparişini bir anda iptal edip yanına gitmek için içimde kabaran arzu kadar gerçekti gördüklerim..
İnternetten,günümüzde otele dönüştürüldüğü,bazen kafeterya bazen gece kulübü bazen diskotek olarak bu yapıya hiç de yakışmayan şekilde kullanıldığı yazıyordu,bu bilgiler can acıtıcıydı,odalarının fiyatlarına baktığımda ise fiyatları el yakacak kadar yüksekti..dolayısıyla uzaktan seyredilebilirdi şimdilik ama buruk bir acı ve büyük hayranlıkla..
Ecdadımın izlerini bu topraklarda görmek,istemsiz bir şekilde yüzümde bir tebessümün belirmesine neden oluyor,azıcık canımı acıtsa da..
Allah onlardan razı olsun..

Daha fazla bilgi BURADA mevcut meraklısı okur mutlaka..



Çekebildiğim karelerin sayısı azdı ancak başka bir gün gelmek daha yakından incelemek için içime bir kor düştü,en azından ona daha çok yakınlaşmalıydım,taş duvarlarına eski demir kapılarına dokunabilmeliydim,uzaktan bile olsa bunu yapmalıydım..
Belki bu yapıyı ve içinde yaşayan alimlerin ruhuna iyi gelebilirdi belki onca emeği ve ulvi anları birilerinin unutmadığını başka bir alemde olsalar bile hissettirebilirdi..bir Fatiha okuyarak ruhlarına hediye edilebilirdi..uzun zaman sonra yine gidip bu güzel yeri ziyaret etme imkanım oldu ancak çektiğim fotoğraflar (dışarıdan ve pencerelerden bahçe kapılarından göründüğü kadar) hafiza kartımda yer alanlar kartın kırılma sonucu yok olmuş oldu..




Yukarıdaki görseller bana ait aşağıdaki görseller ise internetten alıntıdır.









Batı Trakyada yaşayan Türkleri inkâr edememelerinin en güçlü nedenlerinden biri bu tür yapılardır..surlar,imaretler,camiler medreseler hamamlar ve hatta çeşmeler bile Osmanlının varlığını günümüze kadar hissettiriyor yaşatıyor ve dolayısıyla kimse ''sizin burada ne işiniz var,nerden geldiniz-gidin buralardan'' şeklinde cümleler kuramaz hale geliyor..
İçimde bir güven hissi,çok eskilerde kalmış olsa bile bir zamanların yaşanmışlığı canlanıyor sanki..


Yolunuz bu tarafa düşerse İmaret bana geldiği gibi size de biraz pahalı gelebilir ama her zaman Kiremithanem'inizi arayıp sizi misafir etmesi hatta gezdirmesi için bana ulaşabilirsiniz..Size göstermek istediğim çok çok fazla şey var burada.
Ücretsiz üstelik :)

Sevgilerimle..