En merak edilenlerden, baştan itibaren blog maceranı dinlemek isterim.

Blog tarihim epey zengindir benim..
Bir çok blog açmış biriyim çünkü.
Karşıma nasıl çıktı nasıl haberdar olduğumu da çok net hatırlıyorum.
Kendimi birileriyle buluşturmak gibi bir arayış içindeydim,ama blog diye bir kavramın olduğunu da bilmediğim yıllardı.
Bir şeyleri dışa vurma isteği baş gösterdi bir de o zamanlar ben daha yeni tesettüre girmiş biri olarak yaşadığım inanılmaz bir farkındalık durumum vardı.
Koskocaman yepyeni bir aleme girmiş gibiydim,yıllarca süren uyku veya gafletten çıkmış kendimi yepyeni ve taptaze hissediyordum.
Bu duygularımdan da bir şekilde başkalarını da haberdar etmek istiyordum.
İlk açtığım blogum dini bilgiler konulu bir blogdu ve o blogda epey bir yayın yaptım,az evvel gidip ilk bloguma yine baktım da toplam 2468 tane yayın girdiğimi gördüm.Buradan görebilirsiniz:tık tık
İnsanları bir şekilde dinimizden ve barındırdığı güzelliklerden haberdar etme çabasıydı bir bakıma.

Blogcu'da bir takım değişiklikler sonucu başka bir platform arayışına girdim ve Blogger'i keşfettim.
O dönem bir çok kişi blogunu terk edip gitmişti benim samimi olduğum birileri yoktu amacım sadece bilgilendirmek ve İslamın güzelliklerini aktarmaktı.Aşık olmuştum çünkü.Ancak insanların yavaş yavaş bloglarını terk ediyor oluşu üzücüydü.
Genç Mümine blogunu kapattıktan sonra İstikamet Cennet diye bir blog açıp oradan devam etmeye karar vermiştim ama ömrü uzun olmadı.
Blogger üzerinde açtığım bir sonraki blogum Değmesin Yağlı Boya bloguydu.
Nasıl sevmiştim onu.
Konusu içeriği herşeyi bambaşkaydı,tasarıma olan tutkum işte o zaman baş gösterdi diyebilirim.
Temaya yapmadığım deneme görmediği değişiklik kalmamıştı.
Bir zaman sonra bu tutkum işe dönüştü gelir kapım oldu çok iyi para kazandığımı hatırlıyorum blogum da bir çok kişi tarafından tanınmış ve biliniyordu.
Hatta bilmelerini istemediğim okumalarını istemediğim birileri tarafından bile.
Böylece Değmesin Yağlı Boya her ne kadar başarılı ve popüler olsa da gözümde,soğudum ne ettimse ısınamadım devam edemedim ve kapattım.
Vurgun yemiş gibiydim o aralar.Kendimi kendimden kaçırıyordum sanki :)
Yeni bloglar açtım yazmayı denedim ama Boya gibi olmuyordu hiç biri.
Yazmak paylaşmak da bir ihtiyaç olmuştu artık yani blogsuz kalmak bir yanımın öksüz kalması anlamına geliyordu artık bir bakıma.
Kiremithanem bloguma gelince onun hikayesi de biraz ilginç aslında çünkü çok zorlandığım bir dönemde açmıştım,ondan evvel bir kaç blogum daha olmuş ama yazamamıştım ve bu durum beni öyle üzüyordu ki,arasıra Boya'ya gidiyor temayı tekrar düzenliyor içerik hazırlıyor ama yayına alamıyordum.Sürekli üzerimde bir göz var gibi hissediyor kendim olamıyordum..
Kiremithanem ismi içimi ısıtıyordu yaz diyordu korkma diyordu burası güvenli diyordu.
Ne olursa olsun yazmaya devam edeceğim deyip yayınlarımı girmeye devam ettim ve karşıma öyle güzel insanlar çıktı ki,onca gidenin ardından yeni insanlarla tanışmak beni bloguma daha da çok bağladı.
Bu güzel insanlar sayesinde bu yayını yazıyorum ben bugün..
Blog hayatımın bir parçası artık istesem de vazgeçemiyorum,anılarımı gidip gördüğüm yerleri hayattan aldığım dersleri bir şekilde buraya aktarmayı seviyorum..
Bunu seviyorum.
Sizi seviyorum..